Prof. Dr. Bülent Yılmaz: “İnsanlığın Kardeşliği” ya da Beethoven 250 Yaşında


Beethoven
Ludwig Van Beethoven’ın Joseph Karl Stieler tarafından 1820 yılında yapılmış tablosu. / Painting of Ludwig Van Beethoven by Joseph Karl Stieler made in the year 1820. / Gemälde von Ludwig Van Beethoven von Joseph Karl Stieler aus dem Jahr 1820. / From Wikimedia Commons, the free media repository: >> Link <<
 
 
 
 
 
 

TÜRKİYE – ANKARA

 
 

Hacettepe Üniversitesi

 

Prof. Dr. Bülent Yılmaz

 
 
 
prof dr bülent yılmaz_2
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Prof. Dr. Bülent Yılmaz

Ankara – 17 Temmuz 2021

 
 
 
 

“İnsanlığın Kardeşliği” ya da Beethoven 250 Yaşında

 

Onlar, hayatı güzelleştiren, insanlığı ileriye taşıyan, sıçratan, yücelten ve belki de tarihi en çok yapanlardır. Onlar, bize hayatı sevdirenlerdir. Onlar, ne batılı ne doğulu ne kuzey ne de güneylidir ya da onlar her taraflıdır. Onlar, insanlığın ortak evrensel değerleri ve uygarlığın yaratıcılarıdır. Onlar hepimizindir, insanlığındır. Onların ayırıcı hiçbir özelliği yoktur; tam tersine onlar insanlığın birleştiricileridir.

Onlar, insan ruhunu ve aklını büyüten güzelliğin mimarlarıdır.

Onlar, dâhilerdir.

Ve işte onlardan birisi Ludwig van Beethoven’dır.

2020, bu müzik dâhisinin doğumunun 250. yılıdır.

Koronavirüs pek çok güzel şeyi arkalara attı; Beethoven’ı da tabi!

Ama koronavirüse inat biz yine de analım dahi besteciyi.

Bu çerçevede Fırat Kutluk Hoca’nın hacmi sınırlı ama içeriği son derece güçlü olan ve H2O Kitap’tan 2020 yılında yayımlanmış “Beethoven” kitabından aldığım notları çok küçük eklemelerle paylaşmak isterim.

 
 

Beethoven 1770-1827 yılları arasında yaşamış Alman bestecidir. Daha doğrusu bir müzik dâhisi. Bonn’da doğmuş. Bugün 250 yaşında!

Beethoven çok önemlidir.

Müzikte “Beethoven öncesi ve Beethoven sonrası” vardır.

Yaşadığı dönem “Beethoven Çağı” olarak adlandırılır.

Ondan önce ve onun döneminde müzik, sarayın ve aristokratların (soyluların) elindeydi. Besteciler bir anlamda onların hizmetindeydi. Saray ve soylular ısmarlıyor, sipariş veriyor, besteciler de besteliyorlardı. “Saray müzisyeni” ya da “kilise bestecisi” gibi tanımlamalar vardı o dönemlerde. Oysa Beethoven kendi müziğini seslendirdi ve sattı. Canının istediği zaman ve istediği biçimde yazdı. Saray hizmetlilerinin giydiği üniformayı giymediği, aslında kimsenin üniformasını giymediği söylenir. Bu nedenle müzik tarihinin en saygın ve baskın bestecisi olarak anılır.

“Yaşadığı dönemin ürünüdür,” o. Aklı, bilgiyi ve insancıllığı temel alan Aydınlanma döneminin ve düşüncesinin Beethoven’a etkisi çok büyüktür. O, özgürlükçü, cumhuriyetçi ve hümanist, yani aydınlanmacıdır. Bu nitelikleri müziğine de yansımıştır. Yazar Kutluk, “Beethoven’a giden yol Aydınlanma döneminin taşlarıyla döşelidir,” der. Bu nedenle şanslı bir dönemde yaşadığı söylenir.

Antik Roma’da üst sınıf yurttaşa verilen ad olarak “klasik” sözcüğünün müzikteki en bilinen karşılığı “mükemmellik”tir. Beethoven, Haydn ve Mozart ile birlikte 18-19. yüzyılları kapsayan ve “Viyana Klasikleri” olarak anılan üç isimden birisidir. Ancak kendisi klasik dönemden sonra gelen romantik akımın da önemli temsilcisi olarak kabul edilir. Bir başka deyişle, klasiklerden romantiklere geçişin sanatçısı sayılır.

Müziği köklü değişiklikler içerdiğinden, yeni teknikler kullandığından, örneğin senfonik bir eserde (9. Senfoni) koronun kullanılması ya da bir kadının operaya ya da senfonik şiire konu olması Beethoven ile başlamıştır. Bu nedenle müzikte “devrimci” olarak nitelenir.

Yaşamının önemli bir bölümünde işitme duyusunu yitirmiş olarak besteler yapar. İnanılmaz bir durumdur bu.

Yaşadığı dönemin Alman edebiyat devi Goethe ile tanışmıştır; ancak onun hakkında ciddi eleştirileri olmuştur. “Yazarlıktan aldığı haz saray atmosferinden aldığı hazdan daha az!” der ve Goethe’yi soylulara dalkavukluk yapmakla suçlar. Gerçi Goethe de onun için “yabani” nitelemesini kullanır. Aydın aydının her dönemde kurdudur işte!

Beethoven’ın tüm eserleri birbirinden ünlü ve değerlidir ancak en bilinenleri 3. Senfoni, 9. Senfoni ve Ay Işığı Sonatı’dır.

Beethoven’in Eroica ismiyle anılan 3. Senfonisi’ni Avrupa’ya demokrasi getirdiği gerekçesiyle Napolyon’a adadığı biliniyor. Ancak Napolyon’un imparatorluk tacını giymesinin ardından bu durumu kabul etmeyerek, kararından vazgeçer.

 

Ay Işığı Sonatı / Moonlight Sonata
Kaynak ve genel izin: https://tr.wikipedia.org/wiki/Ludwig_van_Beethoven


 

En beğendiğim eserler arasında yer alan Ay Işığı Sonatı’nın da bir hikâyesi olduğu söylenir. Bir rivayete göre Beethoven bir arkadaşıyla sokakta yürürken, gelen piyano sesini izler ve sesin geldiği evin kapısını çalar. Piyanoyu çalan genç kızın kör olduğunu öğrenince onunla sohbet eden Beethoven, genç kızın hiç ay ışığını görmediğini söylemesi üzerine bu ünlü eseri besteler.

9. Senfoni ise Betthoven’ın zirvesi sayılabilir. Bu eserini ölümünden üç yıl önce yazmıştır. 14 yılda 8 senfoni besteleyen Beethoven daha sonra on yıl boyunca ilginç biçimde bu türe hiç el atmaz ve bu on yılın ardından besteler 9. Senfoni’yi. Üstelik işitme kaybının en ağır olduğu dönemdir bu dönem. Eser çok merak edilir. İlk kez senfonik bir eserde koro ve insan sesi kullanılır. Senfonide Schiller’in şiirinden dizeler kullanır ve eserin temasıİnsanlığın Kardeşliği”dir. Beethoven’ın hümanist yanını en çok yansıttığı eserdir bu nedenle. Eser, Schiller’in şiiri ve Beethoven’ın müziği olarak ortaya çıkar ancak daha sonra bu niteliği çok aşar. Özellikle koronun yer aldığı son bölümün akılda kalıcı ezgisi, müzik tarihinin “en bilinen ezgisi” unvanını alır. Eser ilk kez Viyana’da seslendirilir ve orkestrayı kendisi yönetir. Konser bittikten sonra arkasında kalan izleyici alkışlarını duyamaz. Bir orkestra üyesi kolundan tutarak onu izleyicilere doğru döndürür ve müthiş alkışları göresini sağlar. CD sürelerinin 74 dakika ile sınırlı tutulmasının nedenin de Beethoven’ın 9. Senfonisi olduğu söylenir. Çünkü eser 74 dakika sürer. Ünlü şef Karajan eserin kesintisiz dinlenebilmesi gerektiğini söyler ve bu öneri Sony ile Philips’in cd teknolojisi çalışmalarını süre açısından yönlendirir.

Beethoven, politik bir besteci ve “romantik bir devrimcidir.” Hatta Fidelio operasından dolayı tarihin ilk politik bestecisi olarak kabul edilir. Onun bir aydınlanma kişisi ve cumhuriyetçi olduğu, bunu yapıtlarında yansıttığı, Müzikte Mozart ile başlayan “bir şeyler söyleme isteğinin” Beethoven ile doruğa ulaştığı dile getirilir. Beethoven’ın politik niteliği kuşkusuz yaşadığı dönem ile yakından ilgilidir. Fransız Devrimi olduğunda 18 yaşındadır ve “o, devrimle restorasyon arasında yaşamıştır.” Bonapart’ı önce sever, sonra nefret eder ve Viyana’yı işgal etmesine karşı 5. Piyano Konçertosu ile politik bir yanıt verir. Kendisinin ve müziğinin politik niteliği onun ve müziğinin çeşitli ünlü kişiler tarafından politik amaçlarla kullanılmasına da neden olur. “Herkesin kendisine göre bir Beethoven’ı” olmuştur. Alman liderleri kendilerine simge olarak sürekli Beethoven’ı seçmiş ve ideolojilerini destekleyen bir unsur olarak kullanmışlardır. II. Reich sürekli Beethoven ile anılır, Hitler’in doğum günleri onun müziği ile kutlanır. Bismarck Beethoven dinler, Friedrich Engels onun müziğine hayrandır. Beethoven II. Wilhelm döneminin de baskın bestecisidir. Alman Komünist Partisi onun müziği ile sınıf savaşımı arasında ciddi bağlantılar olduğunu söyler. Clara Zetkin bestecinin yaşamı ile ilgili çalışmalar yapar. Ancak ilginçtir ki, 9. Senfoni Naziler tarafından pek tutulmaz. Çünkü onun teması “insanlığın kardeşliği”dir ve bu tema ırkçı parti ideologları tarafından kabul görmez. 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışında da Beethoven müzikleri çalar.

Herkesin birbirinden farklı Beethoven’larının olması onun gücünün belki de en önemli göstergesidir.

Beethoven hiç evlenmez ama aşksız da kalmaz ve genelde yüksek sınıftan kadınlarla birlikte olur.

Kişilik olarak biraz kaba, sözünde durmaz ve öfkeli olduğu söylenir. Belki de hak ettiği bir egodur. Yaşadığı dönemde çok sevilen, en popüler bestecidir. Çünkü müzik zevkinin egemenliğini soylulardan kurtarır, orta ve alt sınıflara ulaştırmıştır.

Ve müzikte hiçbir şey Beethoven’dan sonra eskisi gibi olmamıştır.

Grove, “bir daha ikinci bir Beethoven göremeyeceğiz,” der. Romantik benzetmeler de yapılır Beethoven için ve onu Shakespeare’in kardeşi ilan ederler. Eserleri her dile çevrilir. Avrupa Birliği’nin marşı, 9. Senfoni’den ilham alınarak bestelenir.

Ölümsüzlük böyle bir şey olsa gerek: 250 yıldır yaşıyor olmak ve daha nice 250 yıllar yaşayacak olmak! 250 yıl önce yazdıklarının hâlâ tüm dünyada dinleniyor ve daha nice 250 yıllar boyu dinlenecek olması ya da.

O, insanlığa sunulmuş müthiş bir armağandır. Kulakları duymayan bir dâhinin kulaklarımıza üflediği, ruhumuzu besleyen, büyüten olağanüstü armağanlardır onun besteleri!

Bu yazı ile dâhi besteciye küçücük bir teşekkür edelim ve “insanlığın kardeşliği” adına 9. Senfoni ile Ay Işığı Sonatı’nı dinlemeye koyulalım!

 
– Son –
 
 

Sayın Prof. Dr. Bülent Yılmaz bey´in bu yazısı ilk kez 12 Kasım 2020 tarihinde kendi blogunda paylaşılmıştır.

Kaynak: “İnsanlığın Kardeşliği” ya da Beethoven 250 Yaşında

Blog: https://bulentyilmazblog.wordpress.com
 

İletişim:
Hacettepe Üniversitesi
Prof. Dr. Bülent Yılmaz
Edebiyat Fakültesi
Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Başkanı
06532 Beytepe, Ankara
Tel: 90 312 297 82 00 – 05
E-Mail: byilmaz@hacettepe.edu.tr

 

Network´umuza vermiş olduğu değerli katkılarından dolayı saygıdeğer hocamız Sayın Prof. Dr. Bülent Yılmaz bey´e çok teşekkür ederiz. Elinize ve kaleminize sağlık!

 
 
 
 
 

Hinterlasse einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>